Kurban Etmek mi, Teslim Etmek mi?
Senin İsmail'in kim? Eşin, işin mi yoksa statün mü? Kurban Bayramı'nın derin manasını, teslimiyet ile kaybetmek arasındaki farkı keşfet.

Senin İsmail'in Kim?
Ali Şeriati, Kurban Bayramı'nı bir ritüel olarak değil, bir soru olarak okur. Ve her yıl bu soru aynı şekilde kapımızı çalar: Senin İsmail'in kim?
İsmail, Şeriati'ye göre yalnızca İbrahim'in oğlu değildir. İsmail, her insanın kalbinde taşıdığı en kıymetli şeydir. Belki eşin, belki işin; belki yeteneğin, gücün ya da statün. Ama tanımı kesin olan tek şey şudur: onu İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar seviyorsun. Ve tam da bu yüzden tehlikelidir.
Şeriati çok net bir şekilde tehlikeyi tarif eder. Seni özgürlüğünden çalan şeye bak, der. Görevlerini yerine getirmeni engelleyene bak. Hakikati duymaktan alıkoyana, sorumluluk yerine sana bahane ürettirene bak. İşte bunlar İsmail'in işaretleridir.
Dikkat et: Şeriati burada kötü bir şeyden bahsetmiyor. Sevmediğin şeyi bırakmak fedakârlık değil, rahatlıktır. Asıl mesele, tam da sevdiğin, değer verdiğin, kimliğinin bir parçası saydığın şeyin bazen seni esir alabileceğidir. Ve insan en çok sevdiği şeyin kendisini esir aldığını görmek istemez.
Peki kurban etmek ne demek? Kurban etmek, kaybetmek değildir. İbrahim, İsmail'i kaybetmedi; onu Allah'a teslim etti. Teslim etmek ile kaybetmek arasındaki fark işte burada yatıyor. Elini açtığında, tuttuğunu sandığın şeyin seni ne kadar sıkı tuttuğunu anlayacaksın. Çünkü asıl esir olan sen değil misin?
Şeriati'nin en keskin uyarısı da tam bu noktada gelir: İsmail'in yerine geçecek koçu sen belirleme. Kendi kendine "şunu bırakayım, bu kadarı yeter" deme. Bırak Allah sana yardım etsin, bırak koçu o göndersin. Çünkü koç, ancak İsmail'in gerçek bedeli olduğunda kurbandır. Yoksa yalnızca koç boğazlamak — kasaplıktır.
Belki de en zor olan, bulmak değil kabul etmektir. İsmail'ini gördüğünde gözlerini kapatmak istersin. "Bu kadar önemli değil" dersin, "bunu kastetmiyordu" dersin. İçin sızlayacak, aklın itiraz edecek. Ama tam da o sızlayan yerde, tam da o itirazın yükseldiği noktada — işte orada duruyor senin İsmail'in.
Ve belki de en büyük yanılgı, bu yolun yalnızca bir kez yürünecek bir yol olduğunu sanmaktır. Hayır. Her yıl Mina kurulur, her yıl bir İsmail belirir. Çünkü insan büyüdükçe bağlanır, bağlandıkça yeni İsmailler edinir. Mesele bir kez kesip geçmek değil; her seferinde aynı soruyu sormaya cesaret edebilmektir:
"Bunu Allah için bırakabilir miyim?"
Kurban Bayramınız kutlu ve mübarek olsun.
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
